Ankara Şiiri
Ankara Şiiri:
Güzel günler geçirdik seninle Ankara'da
Sen orada yaşardın, ben gelirdim arada
Bir oyundur oynadık, hilesiz beni yendin
Herkesinki Ankara, benim Başkentim sendin
Nasip almak için, bir tatlı bakışından
Koşa koşa çıkardım Cinnah'ın yokuşundan
Seni kimse bilmezdi bir tek bendim bilenin
Dili olsa konuşsa ah o Atakule'nin
Sakarya'dan Tunalı'ya yürüyerek çıkardık
Havasını sever ama ayazından bıkardık
Güven Park'da geceleri ışık vururdu çınara
Renk cümbüşü içinde çıkardık Kırkpınar'a
Kuğulu Park'ın kuğusunu çok defalar çaldılar
Halka çaktırmadan yenisini aldılar
Her gidişte yem atar tavrını kıskanırdık
Tanımazdı kızardık, aynı kuğu sanırdık
Her renkte boyan vardı,sürekli süslenirdin
Eleştirsem bin kızar,bir sefa üstlenirdin
Bir saat makyaj yapma takıntına şaşardım
Sen okula gidince ben atama koşardım
Aslanlıyol başında burnum sızlardı birden
Önderim yürü derdi sanki Anıtkabir'den
Gözlerimde yaş ile ağlayarak yürürdüm
Türk'ün Türk'e aşkını mozaleye sürürdüm
Sıhhiye'den çıkardım,Ulus'da kaybolurdum
Trafiğin basitti,ergeç yolu bulurdum
Seni bana soranlara her yerini överdim
Ama ben daha fazla Batıkent'i severdim
Atatürk Çiftliği'nde ne lezzetler olurdu
Arayanlar çoğunlukla beni orda bulurdu
Öğrenciler hem cesur, hem sözünün eriydi
Aydınlık,okulların hergün eylem yeriydi
Şehir memur kenti idi çoktu kütüphanesi
Şifada ileriydi Başkentin hastanesi
Hafta sonu eylence mesaiye kalırdı
Hafta içi onbirde sokaklar boşalırdı
Gide gele aşıltım toprağına taşına
Deniz görmek istersem giderdim Gölbaşı'na
Çankaya protokol her gün ayrı bir tören
Vatan seven hislerle kaynardı Keçiören
Ankara geceleri çıkmazdı sesin
Şimdi farklı diyorlar yeni mi bilmem
Deli gibi özledim orası kesin
Ama o yari mi, seni mi bilmem..
Siir: Abdullah AYDIN
Güzel günler geçirdik seninle Ankara'da
Sen orada yaşardın, ben gelirdim arada
Bir oyundur oynadık, hilesiz beni yendin
Herkesinki Ankara, benim Başkentim sendin
Nasip almak için, bir tatlı bakışından
Koşa koşa çıkardım Cinnah'ın yokuşundan
Seni kimse bilmezdi bir tek bendim bilenin
Dili olsa konuşsa ah o Atakule'nin
Sakarya'dan Tunalı'ya yürüyerek çıkardık
Havasını sever ama ayazından bıkardık
Güven Park'da geceleri ışık vururdu çınara
Renk cümbüşü içinde çıkardık Kırkpınar'a
Kuğulu Park'ın kuğusunu çok defalar çaldılar
Halka çaktırmadan yenisini aldılar
Her gidişte yem atar tavrını kıskanırdık
Tanımazdı kızardık, aynı kuğu sanırdık
Her renkte boyan vardı,sürekli süslenirdin
Eleştirsem bin kızar,bir sefa üstlenirdin
Bir saat makyaj yapma takıntına şaşardım
Sen okula gidince ben atama koşardım
Aslanlıyol başında burnum sızlardı birden
Önderim yürü derdi sanki Anıtkabir'den
Gözlerimde yaş ile ağlayarak yürürdüm
Türk'ün Türk'e aşkını mozaleye sürürdüm
Sıhhiye'den çıkardım,Ulus'da kaybolurdum
Trafiğin basitti,ergeç yolu bulurdum
Seni bana soranlara her yerini överdim
Ama ben daha fazla Batıkent'i severdim
Atatürk Çiftliği'nde ne lezzetler olurdu
Arayanlar çoğunlukla beni orda bulurdu
Öğrenciler hem cesur, hem sözünün eriydi
Aydınlık,okulların hergün eylem yeriydi
Şehir memur kenti idi çoktu kütüphanesi
Şifada ileriydi Başkentin hastanesi
Hafta sonu eylence mesaiye kalırdı
Hafta içi onbirde sokaklar boşalırdı
Gide gele aşıltım toprağına taşına
Deniz görmek istersem giderdim Gölbaşı'na
Çankaya protokol her gün ayrı bir tören
Vatan seven hislerle kaynardı Keçiören
Ankara geceleri çıkmazdı sesin
Şimdi farklı diyorlar yeni mi bilmem
Deli gibi özledim orası kesin
Ama o yari mi, seni mi bilmem..
Siir: Abdullah AYDIN
+ نوشته شده در شنبه ۱۱ شهریور ۱۳۹۱ ساعت 3:30 توسط اکبر زواری رضائی
|
علامه جعفری: خدایا تو را سوگند به عظمتت در این دار دنیا که جایگاه بده و بستان و معامله است موفق بفرما که ما مغبون نشویم آنچه که می گیریم بیارزد در مقابل آن سرمایه الهی حیات که از دست می دهیم