Küresünniler Avşarların Bir Obası mıdır?
Küresinlilerde Dil Gelişimi
Küresünni Kelimesinin Tarihi Gelişimi
کوره سنّی ها یکی از گروههای بزرگ آذربایجان
در موردمذهب مردم روستای گجین
روستاي قولنجي/اروميه/آذربايجان غربي
دئديم دئديلر
آزاد قوشا بير قفس¬دير دئديلر
عؤمردون اعتبارين سؤال ائيله ديم
گئتدي گلمز بير نفس¬دير دئديلر
***
دئديم دونيا مالي دئديلر عبرت
دئديم بس جاوانليق دئديلر فرصت
دئديم بس قوجاليق دئديلر حسرت
عؤمرون پاييز يئلي اسدي دئديلر
***
دئديم بير سرمايه بيرده سعادت
دئديلر خوش اخلاق بيرده قناعت
دئديم شهرت اوچون اولسا عبادت
عابد دگيل بوالهوس¬دير دئديلر
***
دده کاتب غم نهالين غم اکمه
غم خرمنين غم آمبارا غم تؤکمه
عؤمرون سفره¬سيندن بير نئچه تيکه
يئديم دويماميشدان بس¬دير دئديلر
اطلاعاتی در مورد کوره سوننی ها یا کوره سونلی ها ی آذربایجان
Küresinler Beritanlı Aşiretinin Üç Önemli Kabilesinden Biri midir?
Kitabin Adı.: Göçerlerin Şehirleşmesi (Beritanlı Aşireti Örneği)
Kitabın Yazarı.: Prof.Dr. H.Musa TAŞDELEN
Basım Yılı.: 1997
Yayınevi.: Turan Yayıncılık
Sayfa.: 29-33
GAZİZÂDE MOLLA MEHMET (MOLLA BOZO) (1886-1948)
Küresinliler’in Tarihçesi ve Anadolu’ya Göçü
Küresinliler Örneğinde Kültürel Kimlik
Yüksek Lisans Tez
Türk Kökenli Küresinliler
Kürtleşen Türkler
کره سنّی ها یکی از گروههای بزرگ آذربایجان
Küresünnilerde Din
Küresünniler ve Şıkak Aşireti
Gelelim Küresinlilere
Son zamanlarda Şikaklar, bölgelerinde Küresin adlı bir Türk aşiretini himayesine almış; bunlar da dillerini kaybetmeye başlamışlardı. Bu Türkler, Şikak kabilesi kıyafetinde yaşamaya mecbur olmuşlardı. Azerbaycan şivesiyle Türkçe konuşuyorlardı. Küresinliler, Samsun tarafından geldiklerini söylerlerdi ve İran hududu bölgesinde yaşarlardı.
Peki, Küresinlilerin orada ne işi vardı? Osmanlı Devleti mülkünün sınırlarını genişletirken, başıboş yaşayan Türkmen aşiretleri, yukarıda izah ettiğimiz sebeplerle, onlara itaat etmek istemiyorlardı. Baskı görünce Doğu ya doğru kaçmaya başladılar.
Küresinliler de Samsun bölgesinden bu şekilde gelmiş olmalıdırlar. Bu durum, o dönemin şartları içerisinde doğrudur ve mantıklıdır.
Şikak aşireti kabilelerinin üçte biri Yezide ve birisinin Türk olduklarını kabul etmesi, Rus eserlerinin Şikaklara Türk demelerine hak vermektedir. Şikak aşireti reisi Simitko’nun 1921 yılında Van’dayken asıllarının Türk olduğunu söylediği gazetelerde yayımlanmıştı. Bu kabileler her ne kadar Şikak adı altında toplanmakta iseler de birbirlerine eski zamanlardan beridir düşmandırlar.
Azeri şivesiyle konuştukları için Van’da İran Acemi sanılarak şakayla karışık alay edilen Küresinlilerin özbeöz Türk oldukları ortadadır. Sonradan Kürtleşmiş ya da Kürtleştirilmişlerdir. Prof.Dr. Orhan Türkdoğan ise, nedendir bilinmez, kitabında Süleyman Sadri Paşa’dan övgüyle bahsetmesine, bu eseri yörenin jeopolitik ve insan birimi üzerine dayalı tespitleri sayesinde yakın tarihimizin en önemli belgelerinden biri olarak göstermesine rağmen Küresinlileri İran’dan gelen bir topluluk olarak göstermiştir.
Küresinlileri, “Kasımoğulları Cemaati: Bir Sünni Azeri Topluluğu” olarak gösteren Türkdoğan, bu cemaatin İran’ın Urmiye vilayetine bağlı Hoy’dan seferberlik zamanında Van’a geldiklerini, “Kür “kelimesinin Farsça’da “çok” anlamına geldiğini belirtmektedir. Küresinliler de kalabalık gruplar halinde Van’a gelmişlerdi ve İran onları Şiileştirme emellerine tepki olarak Van’a göçe karar vermişlerdi.
Prof. Dr. Türkdoğan, saha araştırmaları ile tanınan çok değerli bir akademisyen olmasına rağmen burada vahim bir hata yapmıştır. Seferberlik, bilindiği üzere Birinci Dünya Savaşı sırasında (1914-1918) gerçekleşmiştir. Oysa onlar Osmanlı baskısından kaçmak amacıyla Samsun’dan Van’a göç ettiler.
Türk’tüler ve sonradan Osmanlı’nın gözdesi olan Kürtler gibi görünebilmek için 1591’de göçebe halinde olan Şikaklar gibi giyinip, onlar gibi konuşmaya başladılar. (Bir Zaza grubu olan ve Tunceli ili sınırları, içerisinde yaşayan yarı göçer Şavak aşireti mensupları üzerinde antropolojik bir saha araştırması, bu grubun tamamen Türk kültürünün izlerini taşıdığı tüm bulgularıyla ortaya koymuştur.) Değiştiler, başkalaştılar, Seferberlik ile Şikakların bölgede görülmesi arasında yaklaşık 400 sene vardır.
Kitabin Adı.: Kürtleşen Türkler
Kitabın Yazarı.: Macit GÜRBÜZ
Basım Yılı.: 2009
Yayınevi.: Bildik Ltd.Şti.
Sayfa.: 142 - 144
Van Tarihi Küresünniler
Van Tarihi ve Kürt Türkleri Hakkında İncelemeler
…Ermenilerin Van havalisiyle bağları o kadar eski değildir. Van ve çevresinin o meşhur bağ ve bahçelerini ilk kuranlar, Fatih Sultan Mehmet II inci zamanında Karaman’dan buraya göç eden Türklerdir. Ermenilerin bu bağlarda çoğalması, II inci Sultan Abdülhamit zamanında olmuştur.
Ermeniler Anadolu’da daima tabi beylikler halinde yaşamışlardır.Urartu Kitabeleri, yurdun kimler ait bulunduğunu, bütün çıplaklığıyla göstermektedir. Tarihin en uzak günlerinden şimdiye kadar “Türk” kalmış olan bu güzel topraklara, son asırda Ermenistan adını takmaları ne kadar büyük bir cesaret ise; bizimde de bu tabirleri kullanmamız, daha büyük bir bilgisizliktir.
Bunu bir tarafa bırakalım; Ermeniler, memleketin en eski adına bile sahip çıkıyorlar ve Ararat Dağını kendilerine sembol olarak ele alıyorlar. Biz bunun farkına bile değiliz. Her zaman Türk’ün bu bölgelerde üstün bir ekseriyetle hakim bulunduğuna tarih şahittir. Buraları pek eski bir “Türk Yuvası”dır. Syf 21
… Bütün tarihi gerçeklere rağmen “Ermenistan yurdundan bahsedilebilmesi; Türklük ve Türkiye aleyhine tezgâhlan propaganda edebiyatının başarılı bir uygulamasıdır. Onların propaganda için bilmem hangi dağın kovuğunda matbaa kurarken, biz Van Kalesinin duvarlarını tamirle meşgul oluyorduk. Hasımlarımız muntazam ve şuurlu bir program ile çalışırken, Osmanlı hükümeti, İlim, Saray’a ve dal kavuklarına vasıta olmuş ve hasımlarımız neşriyatla, hulullerle, her nevi… beşi Hazreti Şehriyariler vasıtasiyle Osmanlı ediblerine, şairlerine yazarlarına etkili olmuş ve onları Ermeniler lehine çalıştırmışlardır. Sultan’ı Sadrazam’ı… övmek için kelime arayan kafiye budalaları “Kürdistan… Ermenistan” tabirlerini, mal bulmuş mağribi gibi kapışmışlardır. Padişah’ın ülkesini arttırdıkları için sevinmişler ve nimetlere boğulmuşlardır. Bereket versin ki memlekette yayın vasıtası yoktu da, halk bu tabirlere yabancı kalıyordu son zamanlarda işitilmeye başlayan bu tabirleri halk bir hakaret diye nefretle reddetmiştir.
Fakat Ermeniler seneler hatta asırlarca uğraştıkları halde istediklerini elde edememeleri, ortadaki hakikati doğurmaktadır. Kişi hayatında sahtekârlık dolandırıcılık nasıl neticesiz ise; cemiyet hayatında da aynıdır. Syf 22
…Hasılı tarihin orta çağlarında da memleket Türk ruhuyla yaşamıştır. Yalnız o zamanlarda da iki belaya çatmıştır:
Birisi Şeyhler ve Seyyidlerin istilasıdır. Bunlar, beyler ve ağalarla elele vererk,zavallı halkın elinden Dünya Cennetini almış, Ahret Cenneti ümidini vermiştir. Yalın ayak, başı kabak bırakmışlardı ahaliyi… Bu bölgede en eski tekke, hicretin sekizinci yüzyılı başlarında yapılmıştır. Kurucular ve halefleri psikolok ve zeki insanlar olduklarından, asırlarca hem halkı soymuşlar hem de kendilerini veliyyinimet ve kurtacı diye tanıtmışlardır.
…İkinci bela, Osmanlı ve Sefavi siyasetlerinin Türklerin kafatası üzerinden çarpışması idi. Birisi gelir, Kızılbaş der, Türkmen der, talan eder, öldürür; öteki gelir, Osmanlı der Sünni der yağma eder, keser, Birinci belanın o vakitler kimse farkında değildir. Ona karşı bir tedbir, kimsenin hatırına bile gelmemiştir. Seyyidlik, Şeylik her tarafta tutulmuş ve kök salmıştır. Fakat ikinci belaya karşı sonraları tedbir olarak “Ne Türküz, ne Türkmeniz, ne Osmanlıyız” demek zorunda kalmışlar; “Kürdüz” deyip bir yana çekilmişlerdir. Gerçi böylelikle hayatlarını kurtarmışlarsa da, buna karşı milli benliklerini kısmen de olsa kaybetmişlerdir. Orta çağların bize bıraktığı başlıca miras işte bunlardır. Syf 29
…Orta çağlarda halkı iki kısma ayrılırdı: Biri dağlı, diğeri şehirli… Şehirliler ticaret, ziraat ve ilimle uğraşıyor: metin binalar hisarlar köprüler, kümbetler mezarlar yapıyor; dedelerinin dili olan Çağatayca’nın edebiyatıyla uğraşıyordu. Dağlılar ilimsiz görgüsüz, kendi dağlarında yaşıyor; birbirinin elindekini kapmak için planlar kuruyorlardı. Bu zamanlarda da yine halk burada oturuyordu. Hemen her Köyün civarında bir kale harabesi bulunması bunu gösteriyor. Seyyar olanlar ise, yazın gelip kışın giden göçelerdi. Syf. 30
Şikak Aşireti
Hic. 1000 (M. 1591) tarihlerinde göçebe halindeydi. Birçok kabilelere bölünmüştü. Bu kabileler bugün aşiret halindedir. Şikak aşiretini Rus eserleri Türk olarak tanımaktadır. (askeri Mecmua sayı: 58 ) Şerefhane Şikak aşireti kabilelerini şöyle sayar:
Şikak Şemsiki
Dekuri Mukri
Şevli Livi
Ademi Si-çariki
Reşi (Yezid) Mendeki (Yezidi)
Baravi (Yezidi) Bele Kürti (Yezidi)
Şikak kabilerinden iken şimdi ayrı bir aşiret olan Şevli aşiretinin Türk olduğunu İdris-i Bitlis söylemekte ve Karakoyunlular zamanında Bargiri, Adilcevaz, Erciş havalisinde Türkmen Aşiretlerinden Muhammed Şevli aşireti bulunduğunu bildirmektedir. Bu aşiret bu gün Bargiri civarındadır. Erçiş ve Adilcevaz taraflarındakilerin Haydaranlılara karşı anlaşıyor. Çünkü İdris-i Bitlis Haydaran Aşiretini Bayazit Sancağı içinde göstermekteyken, bugün Erçiş ve Adilcevaz civarındaki halka da Haydaranlı denilmektedir.
Şikak Aşireti kabileleri, aralarında geçen pek kanlı ve vahşice maceralardan sonra dağılmışlardır. Şimdi Şıkak adı yalnız İran’daki Dilman civarında bir kabile tarafından kullanılmaktadır. Kabilenin bulunduğu bölge eskiden Van’ın Ga nahiyesiydi.
Türk aşiretlerinin bölünmesine uyularak eskiden bu aşiret, bütün kabileleriyle “Sağ kol”da, Artuşi Aşireti ise “Sol Kol”da yer alıyorlardı. Bu husus reislerinin ifadeleriyle sabittir. Şikak Kabilesi içinde bugün “İl” tabiri hala kullanılmaktadır; “İl göçtü, il kondu” demektedirler.
Son zamanlarda Şikak bölgeleri civarındaki Kuresin adlı (Haçlılar zamanında Avrupa tarihçileri Horzum Türklerine = Harezmliler Korasmen derler: Türk Tarihi Rıza nur, C. 9) bir Türk Aşiretini himayesine almış; bunlar da dillerini kaybetmeye başlamışlardı. Bu Türkler, Şikak kabilesi kıyafetinde yaşamaya mecbur olmuşlardı. Azerbaycan şivesiyle Türkçe konuşuyorlar, Kuresinliler kendilerinin Samsun taraflarından geldiklerini söylerler. İran hududu dahilinde bulunmaktadırlar. Dördüncü fasılda görüldüğü üzere, Osmanlı Devleti mülkünü genişletirken, başıboş yaşamakta olan Türkmen aşiretleri, ona itaat etmek istemiyorlardı. Baskı neticesinde doğuya doğru kaçıyorlardı. Bunların o aralarda gelmiş olmaları akla gelmektedir.
Hulasa Şikak aşireti kabilelerinin üçte biri Halti (Yezidi) ve birisinin Türk olduklarını kabul etmesi, Rus eserlerinin Şikaklara Türk demelerine hak verdirmektedir. Şikak Aşireti Reisi Simitko’nun 1340 (M. 1921) yılında Van’da iken, asıllarının Türk olduğunu söylediği gazetelerde yayınlanmıştı. Bu kabileler her ne kadar Şıkak adı altında toplanmakta iseler de birbirine karşı eski zamanlardan beri düşmandırlar. Syf 44-45
…Türk göçmenler bahsinde başka görünümlere şahit oluruz. Muhtelif zamanlarda buralara gelen Türk aşiretlerinin zamanla dağlı şekle girdikleri, aşiretlerin tarihi bahsinde pek açık örneklerle sunulmuştur. Türklerin bu şekle girmelerinin çeşitli sebepleri vardır. İlkin kan kardeşliği gibi vicdani ve yasa dışı sebeplerle birbirlerine yaklaşmaları, birbirini yabancı saymamaları gibi ortada bir ruh bağı bulunmasıdır. Bu bağ ünsiyetini icap ettirmektedir. Örf, adet, anane birliği, birbirinden kız alıp vermeleri, bu ünsiyeti sevgiye çevirmiştir. Syf 68
…Münasebet çoğalmış; yerlilerin zengin ve ahvale, ticarete, siyasete vakıf olması, göçmenlerin onların şivesini öğrenmeye mecbur olmasını icap ettirmiştir. Çevrenin kıyafeti, geçinme tarzı, imalatı, sanat eserleri hep birer etkin olmuştur. Türklerin muhite karşı uysallılığının birçok örneklerine şahit oldum. (Yemen’de Hucur-üş Şam’da Beni Hilal kabilesi, adından anlaşılacağı üzere, yerleşmiş Türklerden ibarettir. Aileler Bit Yüzbaşı, Bit Cerrah adı taşırlar. Sizin aslınız Türk mü? Sualine cevap olarak “Yekulune! = öyle derler” demektedirler) Türk oğlu Türk, Vanlı bir zat akrabasından Köşk Köyü’nde oturan Ali Han’ı gördüğüm zaman, tabir mazur görülsün, Kürt sanmıştım. Fakat tatlı Azerbaycan şivesiyle konuştuğu zaman hayret ettim. Bundan beş-altı sene evel değişmeye başlayan bir Türk aşireti vardır. Azerbaycanın Dilman şehri civarında otururlar; Şikak Aşiretinin tehdidi altında kendisine iltihak etmiş; papağanı, büzmelisini atarak külah ve keçe yelek giymiş ve Kuresin Aşireti adını almıştır. Tabiatıyla Kürtçe bilmezler.
Türk aslından oldukları arzedilen halktan başka Anadolu’nun başka bölgelerinde Kürtleşmiş yahut Kürt sanılan halk hakkındaki bilgiler özetle şöyledir:
1. Türk oldukları halde bugün Kürt denilen ahali:
Maraş’ın Pazarcık kısmı ve Atmalı aşireti ile Dersim havalisi.
2. Türk oldukları halde bazı yabancı seyyahların kasten Kürtler olarak tanıtmaya çalıştığı ahali pek çoktur. Hükümet ve halk, bunların Türk olduğunu bilirler. Fakat hain maksatlarla seyahat eden bazı yabancılarılar bunları kitaplarında Kürtler arasında göstermişlerdir:
- Gaziantap civarında Musa Beyliler,
- Kilis ve Antep civarında İlbeyliler,
- Okçu İzzeddinler,
- Urfa ve Antep civarlarında Torunlar,
- Sincar dağı civarında Saçlılar,
- Sincar dağı civarında Sekiz Bölüklüler,
- Amik ovasında Kırıklar,
- İslahiye merkez kazası ve civarı
- Besni’ deki yerli Türkler, Ovacıklılar
- Dersim’le Sivas arasındaki Afşarlar
- Diyarbakır’la Bitlis, Elaziğ, Ergani Vilayetlerindeki birçok kabileler.
3. Aslen Türk oldukları halde tamamıyla bölge şartlarına uyan ahali:
- Karakeçililer (Bunlar Bursa ve Silifke havalisindeki Karakeçililerin bir koludur.) Reislerin ailesine Torunlar adı verilir.
- Badilli’ler (Bey-Beydinli) Reisleri Oğuz Han’dır.
- Şadililer (Şah dilliler).
- Türkan (Türk-ler) Siverek ile Karaca Dağı arasındadırlar. Evvellileri Karakeçililerle birlikte idiler. İbrahim Paşa’nın hükmettiği zaman zorla Millilere sokulmuşlardır. Bunların şu kabileleri vardır: Baziki, Bahadırlı, Değerli, Akkoyunlu, Karakoyunlu, Kiki ve Üçoklu Barazı’lerdir.
Çevre ve yaşama tarzı Türklerin Kürtleşmesine yani Dağlı olmasına sebep olduğu yukarıda arz edilmişti. Bu hususta sebep bir değildir; başka sebepler de vardır:
1- Moğollarla Türkmenler arasında Türkistan’da ve Harzem (Horzum) illerinde başlayan düşmanlık, geçimsizlik;
2- Osmanlı Devletinin Türkmen Derebeyliklerini kaldırmak teşebbüsü;
3- Osmanlı – İran rekabeti ve iki tarafında mezhebi siyasete alet etmesi;
4- Bölge derebeylerinin imtiyazlı durumları ;
5- Hamidiye teşkilatı;
6- Dini taassub. Syf. 70
Kitabin Adı.: Van Tarihi ve Kürt Türkleri Hakkında İncelemeler
Kitabın Yazarı.: Süleyman Sabri Paşa
Çeviren Hazırlayan: Gamze GAYEOĞLU
Basım Yılı.: 1982
Yayınevi.: Türk Kültürü Araştırma Enstitüsü
Sayfa.:
Derleyen: Oktay Aslantaş
Gurresunni
Van ve çevresinde Küresinliler hakkında esaslı araştırmalar yaptık. Küresinli yaşlıların anlattıkları, bazı yeni bilgilere ulaştık. Yaşlılar, Küresinlilere İran’da Şii inancıyla “Gurresunni” denildiğini ifade ettiler. Anlamı, “eşek Sünni” ne yazık ki bu yakıştırma Van’da karşılarına çıkmış. Özellikle Kürt kesimin Küresinlilerden bahsederken “Gurresunni” demesi ve çoğu kimsenin bu lakabın anlamını bilmememsi yüzünden bu lakap halen söylenmektedir.
Onlara göre bu lakap, Küresinli anlamına geliyor. Peki, Van’da yaşayan yaşlı Küresünnilileri kökenleri hakkında anlattıkları neler? Onlara göre, Osmanlı, İran’daki Şiileri Sünnileştirmek amacıyla Küresinlileri İran topraklarına yerleştirdi. Süleyman Sabri Paşa, Küresünnlilerin Samsun bölgesinden İran topraklarına yerleştirildiğini ifade etmiş. Van’da yaşayan Küresinliler de bu topraklara Giresun’dan geldiklerine inanıyorlar. Bu iki anlamın ortak yanı, Küresinlilerin Doğu Karadeniz topraklarından geldiğini ortaya koyuyor olmasıdır.
Küresinliler İran’ın Azeri bölgesine yerleştirildikleri için Azeri Kültürnü ve Azeri lehçesini öğrendiler. İran topraklarına nereden geldiklerini özenle sakladılar ve çocuklarına özellikle anlatmadılar. Bu yüzden de, Gurresunni lakabından kurtulamadılar.
Van’da yaşayan Küresinliler, asimile edilmelerinin faturasını Simko Ağa’ya çıkarıyor. Çünkü onlara göre, Osmanlı’nın çöküş döneminde Şikak aşireti lideri Simko Ağa, iran’da yaşayan ve sözü geçen, bölgede kıymet gösterilen Sünni-Türk ailelere iki seçerek sunar. Ya Kürtleşip, Şafiileşecekler ya da topraklardan göç edeceklerdir. Baskılar artarak devam edince , Küresinliler Kürtleşmeyi reddedip göç etmeye karar verirler. İran’da akrabalarını, topraklarını ve yuvalarını bırakıp Osmanlı’dan kalan son kara parçası olan Van’a gelirler.
Van’a yerleşmelerinde ki amaç, geride bıraktıkları akrabalarından ve topraklarından çok fazla uzaklaşmama çabasındır. Van’da baskın durumdaki Kürt aşiretleri arasında fazla tutunamazlar ve bu kez asıl lehçeleri olan Azericeyi unutarak Kürtçe konuşmaya başlarlar. Bu durum, Süleyman Sabri Paşa’nın ifade ettiği gibi giyimlerine de sirayet eder ve Azeri giysisi olan büzmelilerini çıkarıp, şal-şepik giymeye başlarlar.
Küresinliler, çok uzun yıllar boyunca Kürtlere kız alıp vermezler. Bugün Van’da sayıları 30 bini (Van ve diğer illerde yaşayanları da sayarsak bu sayıdan çok fazladır.) aşmıştır. Genel olarak milliyetçi bir yapıya sahiptir. Artık aşiret mantığı ile hareket etmezler. Bu yüzden hiç kimseyi ön plana çıkarmazlar ve liderleri de yoktur.
Küresinliler, 1991 yılında ilk kez Kürt kesime karşı içlerinden bir milletvekili çıkarmak amacıyla aşiret mantığıyla hareket ettiler ve Doğru Yol Partisin’den (DYP) Mustafa Kaçmaz’ı meclise gönderdiler. Ancak başarılı olamadığına karar verdiler ve 2002 yılında bu kez ANAP’tan aday olan Kaçmaz’a oy vermediler. İran’a Giresun’dan gönderildiklerine inanıyorlar.
Not.: Kitabın orijinalinde Mustafa Kaçmaz’ın ANAP’dan Milletvekili adayı olduğu yazılmıştır. Mustafa Kaçmaz 2002 seçimlerinde DYP’den aday olmuştur.
Kitabin Adı.: Kürtleşen Türkler
Kitabın Yazarı.: Macit GÜRBÜZ
Basım Yılı.: 2009
Yayınevi.: Bildik Ltd.Şti.
Sayfa.: 144 - 145
در موردمذهب مردم روستای گجین(کوره سونلی)
مردم روستای گجین با زبان ترکی و مذهب سنی میباشند
فرهنگ کوره سونلی ها همان فرهنگ ترکها در جهان میباشد.زبانشان ترکی اصیل و لهجه آنها متفاوت با محل زندگیشان و خاص به خود آنها میباشدولی مشابه این لهجه در آذریهای ترکیه بسیار مشاهده میشود.
این قوم دارای مذهب اسلام شاخه سنی و اکثرا شافعی میباشند(عدهای از کوره سونلی ها مانند قولنجی حنفی میباشند). در مذهب و دین خود بسیار محکم میباشند و مثل دیگر سنیها به اولاد پیغمبر احترام قائل هستند ، همین امر باعث می شود که آنهابعضا اشعاری در مدح حضرت علی ودیگر امامان می سرایندکه این هرگز دلیل بر علائق شیعه در آنها نمی باشد
.در میانشان مولودنامه حضرت محمد به زبان ترکی با سبک و شیوه خاص خوانده میشود
.در برخی از مناطق کوره سونلی نشین علائق صوفیانه به وفور دیده میشودبطوریکه از آنها اشخاصی به عرفان و صوفی گری روی آورده و مرید شیخ میشوند، عین این فرهنگ در کوره سونلی های وان ترکیه عینا مشاهده میشود.بطوریکه میدانید کوره سونلیهای ترکیه اقوام نزدیک کوره سونلی های آذربایجان ایران می باشند و جالب اینکه اقوام آنهائی که در ایران علائق صوفیانه دارند در ترکیه نیز به همان شکل می باشند
.ایمان به اولیاءالله در بین کوره سونلیها رایج میباشد
.حکایات و داستانهای موجود در فرهنگ دیگر ترکها مثل کوراوغلی ،اصلی و کرم ،شیرین و فرهادولیلی و مجنون در میان کوره سونلیها نیز رایج است.حکایات کوراوغلو در مراسم مخصوص مثل عروسی توسط مردی که در طول اطاقی که به "دام اوی" مشهور است میگردد ،خوانده می شود و قلعه موجود در محال کوره سونلی به نام کوراوغلی قلعه سی مشهور است که قیز قلعه سی و اوغلان قلعه سی نیز زیر مجموعه آن میباشند
.ادبیات عاشیقی در میانشان رایج است و از عاشیقهای معروفشان عاشیق بهلول اهل شکریازی، عاشیق مناف اهل وردان و برادران عاشیق به نامهای صمد و فریدون اهل گجین میباشند.نام ریتمی از اواز عاشیقی به نام شکریازی که روستائی کوره سونلی نشین است میباشد که به "شکریازی هاواسی" معروف است
.از شاعرهای کوره سونلی ها میتوان به عبدالرحمن طیار ملقب به
دده کاتب اهل قولنجی و عاشیق بهلول اهل شکریازی اشاره کرد.آوازهای مربوط به این قوم به" ییر" مشهور می باشند و این ییرها با سبکی مجزا از ماهنیهای آذر بایجان و تورکیهای ترکیه میباشد ولی آوازهای ترکی ترکیه و مغامات آذربایجان نیز در بینشان بسیار رایج است.در عروسیها در رقص دسته جمعی بنام یاللی این آوازها توسط دو نفر خوانده می شود.یاللی ها بسیار دیدنی و جالب میباشند
.یاللی یاللی دوزولسون باشی شاللی دوزولسون
هرکیم یاللی گدمه سه الی یاردان اؤزؤلسؤن
..........عروسی نیز در فرهنگشان مانند دیگر ترکها میباشد و موقع آمدن عروس از منزل پدر به خانه شوهر اشعاری بنام گلین خوش گلدین خوانده میشود.اسماعیل سیمیتگو رهبر کردها در تاریخ 10 فروردین 1300در زمینهای کوره سونلی( شکریازی) با حکومت وقت درگیر میشود و جنگ بزرگی رخ میدهد که به جنگ شکریازی مشهور است ،در این جنگ به اهالی هم آسیب میرسد به همین سبب عده ای ترک وطن کرده و به ترکیه می گریزند.همچنین در این دوران از ظلم ارامنه نیز مصون نمانده اند و از آنها به نام جئلو نام برده اند،در این اثنا بود که حکومت عثمانی روستاهای کوره سونلی سلماس و خوی را میگیرد .
کوره سونلی ها علاقه زیادی به عید نوروز ندارند و آن را عید شیعه ها یا به اصطلاح خودشان" عجملر بایرامی" مینامند ولی
چهارشنبه سوری و بلدی بلدی گجه سی در فرهنگشان موجود می باشد
همچون ترکان ترکیه اعیاد فطر و قربان را با شکوه برگزار می کنند و در این اعیاد رسوم مخصوص دارند
.کوره سونلی هامردم بسیار ساده و صادقی هستند و متاسفانه همیشه در محرومیت بسر برده و میبرند.در جائی زندگی می کنند که متاسفانه به خاطر مذهب تسننشان همیشه به عنوان شهروند درجه دوم پذیرفته شده اند در حالیکه هم از لحاظ علمی و هم از لحاظ کاری افراد بسیار قابلی هستندکه قابلیت خود را در سطوح علمی بارها به اثبات رسانده اند
.بالوولو میسکین
قصاب اوغلو حسین شاعر و عاشیق (آشیق)اورمیهای که هم اکنون از او با عنوان بالوولو میسکین یاد میشود در سال ۱۸۵۰ میلادی در روستای بالوو (بالاو) واقع در نزدیکیهای ارومیه به دنیا آمد. پدر او موللا کریم قصاب از طایفه «یونوسلو» بالوو بود. این طایفه از ترکهای سنی مذهب (کوره سوننی) اورمیه هستند. میسکین از تخلصهای «فقیر میسکین»، «حسینی» و «قصاب اوغلو» نیز در شعرهای خود استفاده کرده است. اشعار او به زبان ترکی آذربایجانی و در قالبهای هجایی؛ «دیوانی»، «قوشما»، «گرایلی»، «تجنیس»، «جیغالی تجنیس» و «دوداق دیمز» میباشد. وی در سن ۶۶ سالگی درگذشته است. اوائل عمر میسکین با اواخر عمر «دوللو موصطافا» شاعر مشهور کوره سوننی مصادف بوده است. همچنین همزمان «عاشیقِ خانبابا» در قولنجی، «عاشیق مهدی» در روستای گوژلر، «عاشیق جاواد» در منطقه دول، «عاشیق چوپور محمد» در دیزج سیاوش، «عاشیق عبدالرحیم» در آشنا آباد (اوشناوا)، «قول هارتون» (عاشیق ارمنی) در سلماس و «عاشیق حمزه» در بالوو از عاشیقهای معاصر با او هستند. بالوولو میسکین، دوللو موصطافا و قول هارتون بنیانگزاران مکتب عاشیقی اورمیه میباشند.
İrandan Türkiye'ye Zoraki Göç
Başkalede Hanik köyü var. %5-10 Küresinlidir. Aşağı Sağmalının %30 u küresinlidir. Başkalede Hanik köyü var,
Erdiş de Çelebibağında 30-40 hane küresinli var. Gülsünler, Garagündüz, Kasımoglu Yumrutepe (Dıreşın), Alaköy, Ağatlı var. İskele Şahbağı Bardahçı nın %20 si Küresinli dir.
Sıhke (Bostaniçi) Lemizgırt (Kıraatlı) %60-70 i Küresinnidir. Gövelek köyü var. 20 hane var. Keçanıs %80 i Küresinlidir. Çoraklı köyü var. Kilimlinin % 100 ü küresinidir. Van merkez de İskele Mahallesi, Selimbey Mahallesi, Abdurrahmangazi Mahallesi, Cevdetpaşa Mahallesi, Vali Mithat Bey mahallesinde yoğun olarak yaşıyorlar.
Beyüzümü Köyü
Kürtleşen Küresinliler
Sabri Paşa, bu bölümde Van’da Kürt kesimin “Küresinli” diyerek diyerek şaka ile karışık İran!dan geldiğini sanarak “Acem” benzetmesiyle alay ettiği Küresinlilerden de bahsediyor. Bölgenin adeta röntgenini çıkaran Paşa, kitabında hiçbir ayrıntıyı atlamamış.
Gelelim Küresinlilere: Son zamanlarda Şikaklar, bölgelerinde Küresin adlı bir Türk aşiretini himayesine almış; bunlar da dillerini kaybetmeye başlamışlardı. Bu Türkler, Şikak kabilesi kıyafetinde yaşamaya mecbur olmuşlardı. Azerbaycan şivesiyle Türkçe konuşuyorlardı. Küresinliler, Samsun tarafından geldiklerini söylerlerdi ve İran hududu bölgesinde yaşarlardı. Peki, Küresinliler orada ne işi vardı? Osmanlı Devleti mülkünün sınırlarını genişletirken, başıboş yaşayan Türkmen aşiretleri, yukarıda izah ettiğimiz sebeplerle onlara itaat etmek istemiyorlardı. Baskı görünce Doğu’ya doğru kaçmaya başladılar. Küresinliler de Samsun bölgesinde bu şekilde gelmiş olmalıdırlar. Bu durum, o dönemin şartları içerisinde doğrudur ve mantıklıdır.
Kitabin Adı.: Kürtleşen Türkler
Kitabın Yazarı.: Macit GÜRBÜZ
Basım Yılı.: 2007
Yayınevi.: Selenge Yayınları
علامه جعفری: خدایا تو را سوگند به عظمتت در این دار دنیا که جایگاه بده و بستان و معامله است موفق بفرما که ما مغبون نشویم آنچه که می گیریم بیارزد در مقابل آن سرمایه الهی حیات که از دست می دهیم