VERGİ KAÇAKÇISI OLMANIN ZORLUĞU
Vergi Sorunları Dergisi’nin Şubat-2009 tarihli 245’nci sayısında yayımlanmıştır. (s.95-98)
VERGİ KAÇAKÇISI OLMANIN ZORLUĞU
Ahmet OZANSOY*
I. GİRİŞ
Vergi kanunlarında; tahakkuk edip devletin kasasına girmesi gerektiği halde, çeşitli nedenlerle bu tahakkukun gerçekleşmediği durumlar belirli yaptırımlara bağlanmıştır. Böylece beyan usulünde, mükelleflerin gelirlerini doğru olarak beyan edip tahakkuk etmesini sağlamaları amaçlanmıştır. Bu yaptırımların gücü ve uygulanma olanakları beyan usulünün başarı düzeyini de belirlemektedir. Halk arasında ve günlük kullanımda genel olarak ödemesi gereken vergiyi ödemeyen insanların vergi kaçırdığı düşünülmekte ise de, tahakkuk etmesi gereken verginin tahakkuk etmediği her durumda teknik olarak vergi kaçakçılığı dolayısıyla da vergi kaçakçısı yoktur. Bizim vergi hukukumuzda da tahakkuku gereken verginin tahakkuk etmediği durumlar vergi ziyaı olarak adlandırılmış, ancak belli fiiller yapılarak vergi ziyaına sebep olunması hali vergi kaçakçılığı olarak tanımlanmıştır.
II. VERGİ ZİYAI
Vergi Usul Kanunu’nun 341’inci maddesinde vergi ziyaı; mükellefin veya sorumlunun vergilendirme ile ilgili ödevlerini zamanında yerine getirmemesi veya eksik yerine getirmesi yüzünden verginin zamanında tahakkuk ettirilmemesi veya eksik tahakkuk ettirilmesi olarak tanımlanmıştır.
Tanıma göre; bir vergi ziyaından bahsedebilmek için zamanında tahakkuk etmeyen veya eksik tahakkuk eden verginin, mükellefin (veya sorumlunun) ödevlerini gereği gibi yerine getirmemesinden doğmuş olması gerekir. Böyle bir illiyet kurulamadığında vergi ziyaı da doğmamış olur.
Mükelleflerin vergilendirme ile ilgili ödevleri Vergi Usul Kanunu’nun ikinci kitabında düzenlenmiştir. Buna göre kısaca mükelleflerin işe başlamayı bildirme, adres-iş ve işletme değişiklikleri ile işi bırakmayı bildirme, defter tutma ve kayıt nizamına uyma, fatura ve diğer ispat edici belgeleri düzenleme, defter ve vesikaları gerekli süre muhafaza ve gerektiğinde ibraz etme vb. gibi ödevleri bulunmaktadır. Mükellefler bu ödevlerini hiç yerine getirmez yada eksik yerine getirir ve bu nedenle de olması gerekenden daha az vergi tahakkuk ederse vergi ziyaı doğmuş olur.
Ayrıca, Vergi Usul Kanunu’nun 341’inci maddesinin ikinci fıkrası hükmüne göre; şahsi, medeni haller veya aile durumu hakkında gerçeğe aykırı beyanlarla veya sair suretlerle verginin noksan tahakkuk ettirilmesine veya haksız yere geri verilmesine sebebiyet vermek de vergi ziyaı hükmündedir.
Vergi ziyaına sebep olmanın cezası Vergi Usul Kanunu’nun 344’üncü maddesinde belirtilmiştir. Buna göre vergi ziyaına sebebiyet verildiği takdirde, mükellef veya sorumlu hakkında ziyaa uğratılan verginin bir katı tutarında vergi ziyaı cezası kesilir.
III. VERGİ KAÇAKÇILIĞI
Vergi kaçakçılığının tanımı Vergi Usul Kanunu’nun 359’uncu maddesinde yapılmıştır. Buna göre vergi kaçakçılığı sayılan durumlar özetle şunlardır:
1- Vergi kanunlarına göre tutulan veya düzenlenen ve saklanma ve ibraz mecburiyeti bulunan defter ve kayıtlarda hesap ve muhasebe hileleri yapılması,
2- Gerçek olmayan veya kayda konu işlemlerle ilgisi bulunmayan kişiler adına hesap açılması,
3- Defterlere kaydı gereken hesap ve işlemlerin vergi matrahının azalması sonucunu doğuracak şekilde tamamen veya kısmen başka defter, belge veya diğer kayıt ortamlarına kaydedilmesi,
4- Defter, kayıt ve belgelerin tahrif edilmesi, gizlenmesi, gerçekte var olduğu halde inceleme elemanlarına ibraz edilmemesi,[1]
5- Muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge[2] düzenlenmesi veya bu belgelerin kullanılması,
6- Vergi kanunları uyarınca tutulan veya düzenlenen ve saklama ve ibraz mecburiyeti bulunan defter, kayıt ve belgelerin yok edilmesi veya defter sahifelerinin yok edilerek yerine başka yapraklar koyulması veya hiç yaprak koyulmaması,
7- Vergi kanunları uyarınca düzenlenen belgelerin asıl veya suretlerinin tamamen veya kısmen sahte[3] olarak düzenlenmesi veya bu belgelerin kullanılması,
8- Maliye Bakanlığı ile anlaşması bulunan kişilerin basabileceği belgelerin, Bakanlık ile anlaşması olmadığı halde basılması veya bilerek kullanılması.
IV. VERGİ KAÇAKÇISI OLMADAN VERGİ KAÇIRMAK
Kanunda sayılan yukarıdaki fiilleri işlemeksizin kasıtlı da olsa ödemesi gerekenden daha az vergi ödeyen kişi vergi kaçakçısı sayılmamaktadır. Görüleceği üzere maddede vergi kaçakçılığına yol açan fiiller genellikle sahte belge düzenlemek, kullanmak, hileli işlemler yapmak vb. gibi fiillerdir. Oysa bunları yapmadan da mükelleflerin vergi kaçırma kasıt ve amacıyla işlem tesis etmeleri ve böylece olması gerekenden daha az vergi tahakkuk ettirmeleri mümkündür. Sözgelimi, vergi ödememek ve kayıt dışı kalmak amacıyla belgesiz mal almak ve belge düzenlemeksizin satmak vergi kaçakçılığı sayılmamaktadır. Oysa aynı kişi sattığı 100.-TL’lik bir mal için örneğin 1.-TL’lik yada 90.-YTL’lik bir belge düzenlese, muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge düzenlediği için vergi kaçakçısı sayılmaktadır. Bu iki durumdan illa biri tercih edilecek olsa, hiç belge düzenlenmemesi yerine eksik de olsa bir belge düzenlenmesi vergi idaresi açısından daha tercih edilir bir durumdur. Buna rağmen hiç belge düzenlemeyen kişi vergi kaçakçısı olmamaktadır. Yine, var olan defter ve belgeleri inceleme elemanlarından gizleyen mükellef vergi kaçakçısı olurken, bu defter ve belgeleri hiç tutmayan kişi vergi kaçakçısı sayılmamaktadır.
Benzer şekilde; usulüne uygun olarak alış-satışlarını belgelendiren ve defter ve belgelerini de usulüne uygun olarak tutan bir mükellef, hakkında vergi incelemesi yapılmayacağı varsayımıyla ve düşük vergi ödemek veya hiç ödememek amacıyla beyannamelerini defter ve belgeleriyle ilgisiz olarak kasıtlı şekilde daha az vergi ödeyecek şekilde doldurarak verir ve bu durum vergi idaresi tarafından tespit edilirse, bu mükellef de açıkça vergi kaçırmak amacıyla beyanname tanzim etmesine rağmen vergi kaçakçısı sayılmamaktadır.
Ayrıca, kişisel durumuna ait bilgileri daha az vergi ödemeyi temin etmek amacıyla gerçeğe aykırı olarak beyan etmek suretiyle vergi kaçıranlar da Vergi Usul Kanunu’nun 341’inci maddesinin 2’nci fıkrasına göre vergi kaçakçısı olmamaktadırlar.
Bütün bu durumlarda mükellefler vergi kaçakçısı değil, vergiyi ziyaa uğratan konumundadırlar. Bu iki durumun hukuksal sonuçları birbirinden çok farklıdır. Her şeyden önce vergi kaçakçılığında özgürlüğü bağlayıcı ceza varken, vergi ziyaa uğratılması durumunda[4] böyle bir ceza yoktur. Ekonomik cezalar açısından ise vergiyi ziyaa uğratanlar 1 kat ceza öderken, vergi kaçakçıları 3 kat ceza ödemektedirler. Son olarak en önemli farklardan biri de uzlaşma müessesesinden faydalanabilme olanağıdır. Vergi kaçakçıları hiç bir şekilde uzlaşma talep edemezken vergi ziyaına sebep olanlar uzlaşma talep ederek vergi aslı ve cezalarda indirim imkânı sağlayabilmektedirler.
V. SONUÇ
Kamuoyunda zaman zaman, vergi kaçıran insanların cezalandırılmadıklarından ve vergi kaçırmaktan elde ettikleri rekabet avantajıyla faaliyetlerini güçlendirerek sürdürdüklerinden bahisle haber ve tartışmalar yapılmaktadır. Profesyonel olarak vergicilik işiyle uğraşanlar dışındaki kişilerin, kasıtlı olarak ödemesi gerekenden daha az vergi ödeyerek vergi kaçıranların tamamının teknik olarak vergi kaçakçısı olmadıklarını bilebilmeleri kolay değildir. Esasında kasıtlı olarak vergi kaçıranların birçok eylemlerinin vergi kaçakçılığı olarak değerlendirilmemesinin geçerli bir mantığı da yoktur. Vergi kaçakçılığı suçunun mevzuatımızdaki düzenleniş şekli, hem bu suçun işlenebilmesini zorlaştırmakta, hem de suçun işlenmesini anlamsızlaştırmaktadır. Şöyle ki; vergi kaçırmak isteyen bir kişinin Vergi Usul Kanunu’nun 359’uncu maddesinde sayılan fiilleri işleyerek vergi kaçırmasının fazlaca bir avantajı yoktur. Çok daha az riskle (örneğin belgesiz alış-satış yaparak yada beyannamelerini defter ve belgeleri yerine ödemek istediği tutara göre dizayn ederek) vergi kaçırabilmek mümkündür. Vergi inceleme oranlarının % 2-3’ler civarında olduğu, ayrıca yakalanılması durumunda uzlaşma müessesesi sayesinde çoğu kez zaten baştan ödenmesi gereken vergiden daha fazlasının ödenmeme olanağına büyük ölçüde sahip olunan bir sistemde vergi kaçırabilmek için hileli işlemler yapmaya gerek yoktur. Üstelik Vergi Usul Kanunu’nun 359’uncu maddesinde sayılan fiilleri işlemeksizin vergi kaçırıldığında teknik olarak vergi kaçakçısı olunmadığından, hem özgürlüğü bağlayıcı cezaya hem de ziyaa uğratılan verginin 3 katı tutarındaki para cezasına muhatap olunmamaktadır. Kayıtdışı ekonominin boyutlarının çok geniş ve vergi kayıp ve kaçak oranının çok yüksek olduğu ülkemizde vergi kaçakçılığı fiilinin bu kadar dar kapsamlı düzenlenmesi, bu olumsuzlukların azaltılmasına katkı yapamamaktadır. Cezaların amacı; ceza tahsil etmek değil, caydırıcılığı temin edebilmektir. Çok yüksek vergi kayıp ve kaçağına sahip olunmasına rağmen vergi kaçakçılığı suçundan hüküm giyen insanların sayısının bir elin parmaklarıyla sayılması, yolunda olmayan bir şeyler bulunduğunu açıkça ortaya koymaktadır.
* Bu makaledeki görüşler tamamen yazara ait olup, çalıştığı kurumu bağlamaz, çalıştığı kurum yada unvanıyla özdeşleştirilerek kullanılamaz.
[1] Varlığı noter tasdik kayıtları veya sair suretlerle sabit olduğu halde, inceleme sırasında vergi incelemesine yetkili kimselere defter ve belgelerin ibraz edilmemesi, bu fıkra hükmünün uygulanmasında “gizleme” olarak kabul edilir.
[2] Gerçek bir muamele veya duruma dayanmakla birlikte bu muamele veya durumu mahiyet veya miktar itibariyle gerçeğe aykırı şekilde yansıtan belge, muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belgedir.
[3] Gerçek bir muamele veya durum olmadığı halde bunlar varmış gibi düzenlenen belge, sahte belgedir.
[4] Kuşkusuz vergi kaçakçılığına sebep olan fiillerin işlenmesi yoluyla da vergi ziyaa uğratılabilir. Hatta çoğu kez bu fiillerin işlenmesinin temel amacı vergi ziyaa uğratmaktır. Ancak makalede “vergiyi ziyaı” kavramıyla Vergi Usul Kanunu’nun 359’uncu maddesindeki fiilleri işlemeksizin vergi ziyaına sebep olunması hali kastedilmektedir.
+ نوشته شده در سه شنبه ۱۶ خرداد ۱۳۹۱ ساعت 0:50 توسط اکبر زواری رضائی
|
علامه جعفری: خدایا تو را سوگند به عظمتت در این دار دنیا که جایگاه بده و بستان و معامله است موفق بفرما که ما مغبون نشویم آنچه که می گیریم بیارزد در مقابل آن سرمایه الهی حیات که از دست می دهیم