دوشنبه ششم شهریور 1391

Oligopol Piyasaları ve Rekabet بازارهای الیگوپول و رقابت

1. GENEL OLARAK

Çok sayıda teşebbüsün yer aldığı tam rekabet piyasasında, teşebbüslerin anxlaşarak rekabeti kısıtlamalarında çeşitli fiili zorluklarla karşılaşılır. Rekabeti kısıtlamaya yönelik anlaşmaya uyumun temini, tarafların çokluğu sebebi ile güçtür. Buna karşılık, az sayıda firmanın faaliyet gösterdiği oligopol piyasaxsında, anlaşma şartlarına uyumun temini nisbeten daha kolaydır.

Oligopol piyasası, az sayıda firmanın faaliyet gösterdiği piyasa olarak tanımlanabilirse de, daha doğru ve amaca uygun bir tanım, piyasayı konxtrol gücünün az sayıda teşebbüsün elinde toplandığı piyasa şeklindedir. Örneğin, yüz teşebbüsün faaliyet gösterdiği bir piyasada, bunlardan dördüxnün piyasa paylarının piyasanın yüzde doksanına eşit olması durumunda, rexkabet piyasası yerine oligopol piyasasından söz etmek daha doğru olur, çünkü dört firmanın herbiri piyasadaki fiyat ve arz miktarını etkileyecek güce sahiptir. Diğer yandan eşit büyüklükte elli firmadan oluşan bir piyasa, rekabet piyasası özellikleri gösterir.

Tam rekabet ve tekel piyasalarının gerçek hayat modelleri olmakt çok, teorik modeller olması ve gerçek hayatta en yaygın piyasa tipinin oligopol piyasası olması sebebi ile oligopol piyasasında fiyatın belirlenmesi, rekabet hukukçuları kadar ekonomistlerin de ilgisini çekmiştir. Ancak, oligopol piyaxsasında fiyatın belirlenmesi konusunda, tam rekabet ve tekel piyasalarında olxduğu gibi genelgeçer bir teori geliştirilememiştir.

Tekel piyasasında fiyatın belirlenmesinde tekelci firma tek başına karar verirken, tam rekabet piyasasında fiyat, arz ve talebe göre belirlenmektedir. Buna karşılık, oligopol piyasasında faaliyet gösteren firma, diğerlerinin de nasıl davranacağını dikkate almak zorundadır. Bu da, oligopol piyasasında fiyatın ve üretim miktarının belirlenmesi konusunda yaygın bir teorinin oluşxmasında karşılaşılan önemli bir engeldir. Oligopol piyasasında teşebbüsler arasındaki bu fiili bağımlılık, hemen hemen, geliştirilen her teoride yer almış olmakla beraber, gene de yaygın bir teorinin geliştirilmesi mümkün olmamışxtır. Oligopol özellikleri gösteren bir piyasada faaliyet gösteren firmalar, anlaxşarak rekabeti kısıtlayabilecekleri gibi, kendi başlarına hareket ederek, kendixleri için en uygun fiyat ve üretim miktarını belirleyebilirler. Teşebbüslerin anxlaşmış olmaları halinde, fiyatın tekel piyasasındaki gibi oluşacağından hiç bir kuşku yoktur. Bu sebepten, bizi asıl ilgilendiren sorun, teşebbüslerin bağımxsız davrandığı bir oligopol piyasasında fiyatın nasıl oluştuğudur.

2. OLİGOPOL PİYASASINDA FİYATIN OLUŞMASINA İLİŞKİN GÖRÜŞLER

Oligopol piyasasında fiyat teorisine ilişkin ilk inceleme XIX. yüzyılın ilk yarısında Fransız ekonomisti Augustin Cournot tarafından yapılmıştır. Cournot, eşit büyüklükte iki firmanın yer aldığı bir piyasayı model almış ve herbir firmanın üretim miktarını değiştirirken, diğerinin buna tepki göstermixyeceğini varsaymıştır. Birinci firma, diğerinin üretim miktarını sabit tutaxcağı ümidiyle, kendisine en yüksek kazancı getirecek üretim miktarını belirxler, bu da matematiksel olarak endüstri toplam arzının yarısına eşittir. İkinci firma da, aynı şekilde davranarak kendisine yeni bir üretim miktarı belirler ki, bu da, birinci firmanın yeni üretim miktarı ile ortaya çıkan toplam üretimin yarısına eşittir. Her iki firmanın ayarlamaları sürekli bir işlemdir ve bu, topxlam üretim kapasitesinin (n/(n+1)) ine eşit oluncaya kadar devam eder. Cournot modeli, oligopol piyasasında fiyat oluşumunu tam olarak açıklayaxmamış ise de, oligopol piyasasının basitleştirilmiş bir modeli olan düopol piyasasını ele almak bakımından önem kazanmıştır.

Cournot'nun firmaların sadece üretim miktarını değiştirdiği varsayımı üzerine kurmuş olduğu teori, firmaların üretim miktarının düşmesi ve dolayısı ile fiyatın artması üzerine alıcıların malların tümünü diğer satıcıdan satın almaxları ihtimalini dikkate almamıştır. Bertrand ve Edgeworth'ün ayrı ayrı gexliştirdikleri teoriler, düopol piyasasındaki teşebbüslerin kazançlarını artırmak için fiyatlarını ayarlayacağını öngörmüştür.

Cournot'nun modeli gibi, Betrand modelinde de, marjinal gider hiç dikxkate alınmaz ve firmalar rekabet piyasası fiyatına ulaşıncaya kadar karşılıklı fiyat indirimlerini sürdürür. Edgeworth'ün düopol modeli, Bertrand modelinin biraz geliştirilmiş şeklidir. Edgeworth, piyasadaki iki firmanın bütün talebi karşılayamayacağı faraziyesinden hareket etmiş ve birinci firmanın karşılayaxmadığı talep miktarı için, ikinci firmanın, fiyatı kendisine en yüksek kazanç sağlayacak şekilde ayarlayacağını ileri sürmüştür. Piyasada aynı mal için farklı fiyatın oluşması üzerine alıcıların daha ucuza mal satan satıcıya yönelmexleri sonucunda fiyat, rekabet piyasası ve tekel piyasası fiyatları arasında değişxmeler gösterecektir. Cournot ve Bertrand gibi Edgeworth'ün de, firmalaxrın marjinal giderlerini dikkate almamış olması, oligopol piyasasında fiyatın oluşumunu açıklamada yetersiz kalmasına sebep olmuştur.

Gerçek hayat tecrübelerine en yaklaşan teorilerden biri, Harvard Rekabet Hukuku ekolü üzerinde önemli etki yapan Chamberlin'in ekoxnomik bağımlılık teorisidir. Bu görüş, Cournot'nun, üretim miktarını dexğiştiren firmanın diğerinin üretimini sabit tutacağı varsayımı ile karar verdixğini açıkca reddeder ve herbir firmanın kararını verirken, diğer firmaların nasıl davranacağını da dikkate alacağını ileri sürer Bu da, oligopol piyasaxsında faaliyet gösteren firmalar arasında ekonomik bağımlılığın var olduğuxnun belirtisidir. Piyasadaki firma sayısı azaldıkça, tekelci firma gibi davxranma ihtimali artar ve herbir firma kendi kârını maksimalize etmek yerine grubun en yüksek kârı elde etmesini amaçlar. Taraflar arasındaki ekonoxmik bağımlılık, herhangi bir anlaşma ve uyumlu eylem olmadan da, birlikte davranmaya yol açacaktır. Tarafların, ortak çıkar için ne şekilde davranılaxcağını bilmeleri yeterlidir.

Chamberlin'in ekonomik bağımlılık teorisinde, Edgeworth ve Cournot modellerinin aksine fiyat oldukça kararlıdır. Gerçek hayat tecrübeleri ile de uyum halinde olması sebebi ile, ekonomik bağımlılık teorisi, hukukçuların da ilgisini çekmiş ve oligopol piyasasındaki faaliyetlerin açıklanmasında bu texoriye oldukca sık başvurulmuştur.

Chamberlin'in oligopol teorisine en önemli katkısı, oligopol piyasasını tekel ve rekabet piyasalarından bağımsız bir piyasa türü olarak ele almasıxdır. Ancak kendinden öncekiler gibi, firmaların marjinal giderlerini yok ya da eşit farz etmesi eleştirilere neden olmuştur. Chamberlin'in ekonomik bağımlılık görüşden sonra ileri sürülen iki önemli teoriden birincisi Paul Sweezy'nin dirsekli talep eğrisi görüşü, ikinci ise von Newmark'ın oyun teorisi görüşleridir. Ancak, her iki teori de oligopol piyasasında fiyatın nasıl oluştuğunu değil, belirli bir denge durumuna ulaşan fiyatın nasıl bir değixşim göstereceği ile ilgilidir.

Sweezy'ye göre, oligopol piyasasında faaliyet gösteren bir teşebbüsün talep eğrisi lineer değil, dirsekli bir görünüm arz eder. Oligopol piyasaxsında faaliyet gösteren teşebbüslerden biri fiyatı yükselttiği takdirde, diğerlerixnin bunu takip etmemekte çıkarları vardır. Fiyat aksi yönde değiştirildiği takxdirde, diğerleri de fiyatı azaltarak piyasa paylarını korumağa çalışacaklardır. Yani, fiyat bir kez dengelendikten sonra, oligopol piyasasında faaliyet gösteren firmanın talep eğrisi bu fiyatın üzerinde ise esnek, altında ise serttir.


Oligopol piyasasındaki firmanın talep eğrisi AED şeklindedir. Fiyatın (E)'nin üzerine çıkması halinde, talep azalır, (E)'nin altına düşmesi halinde toplam endüstri talep eğrisi ile aynı olur. Bu sebepten, fiyatın denge durumuna eriştikten sonra, değişiklik göstermesi beklenmez. Fiyatın değişiklikleri firmaxların kazancını artırıcı unsur olmaktan çıkmıştır.

Sweezy'nin dirsekli talep eğrisi görüşü gibi, von Neumann ve Morgenstern'in oyun teorisi de, fiyatın, belirli bir seviyede dengeye ulaşxmasından sonraki değişimi ile ilgilidir. Geniş bir uygulama alanı olan oyun teorisi sadece ekonomik davranışlarla ilgili değildir. Çıkar çatışmalarıxnın bulunduğu durumlarda kişilerin kararlarını etkileyen unsurları tesbite yöxneliktir. Oyun teorisine göre, herkesin önünde belirli seçenekler vardır ve oyunun kuralları ve değişik şartlar kişilerin davranışlarını belirler. Örneğin, firmalardan birinin fiyatı artırması duruxmunda diğerlerinin izleyebilexceği iki olasılık vardır: Ya fiyat artışını takip etmek ya da fiyatı sabit tutmak. Ancak, piyasa koşulları bu kadar basit değildir. Gerçek hayat koşullarına yaklaşıldıkca önemli sorunların ortaya çıktığı görülür. Örnek olarak, iki firxmanın yer aldığı bir piyasada, mevcut durumda her iki firma da yılda ellişer milyon kâr etmekte olduğunu, bunlardan birinin gizlice fiyatı indirilse, o firxmanın kârının sekxsen milyona çıkarken diğer firmanın kârının on milyona düxşeceğini, her ikisinin de fiyat indirdiği zaman kârlarının beşer milyon olacağını farz edelim.

Oyunun optimal sonucu, fiyatın değiştirilmemesi durumudur. Ancak, her iki firma da, ****en milyon kâr etmek için fiyat azaltmağa çalışacak, sonunda beşer milyon kâr etmek durumuna düşeceklerdir. Optimal durum kararsız bir durumdur, çünkü her iki firmanın da fiyatı düşürerek daha fazla kâr elde etmek olasılıkları vardır. Bu sebepten de optimal durum kararsız bir haldir.

Oyun teorisinin de uygulanmasında önemli sınırlar vardır. Piyasada faaliyet gösteren firmaların ikiden fazla olduğu durumlarda, herbir firmanın davranışını tahminin yanısıra değişik kombinasyonların ortaya çıkacak olxması, oyun teorisinin uygulanabilirliğini azaltmaktadır. Piyasadaki firma sayısını (n) olarak kabul edecek olursak, (n!) kadar durum ihtimali ortaya çıkar. Gene de, oligopol piyasasında faaliyet gösteren firmaların davranışlaxrının incelenmesine oyun teorisinin önemli katkıları olmuştur.

Fellner de, Chamberlin'in ekonomik bağımlılık görüşünün esas alarak, bu görüşü geliştirmeğe çalışmıştır. Fellner, oligopol piyasasında faaliyet gösteren teşebbüslerin her zaman ortak çıkara uygun davranmayacaklarını ileri sürmüştür. Ortak çıkar uğruna davranmayı engelleyen etkenler farklı maliyet, piyasadaki belirsizlik durumları, firmalar arasındaki bilgi alışverişini yasaklayan hukuki düzenlemeler ve hepsinden önemlisi firmaların bağımsızxlıklarını korumak istekleridir. Teşebbüslerin faaliyetlerinde, ortak çıkarın ön plana çıkması, bağımsızlığı zedeleyen bir olaydır ve bu da oligopol piyasaxsında, ekonomik bağımlılık görüşünün yaygın bir uygulama alanı kazanmaxsını engeller. Ortak çıkar uğruna davranmak, teşebbüsün kendi çıkarına dahi olsa sırf bu sebepten bağımsızlığından vazgeçmesi düşünülemez.

Oligopol piyasasında fiyatın oluşumuna ilişkin çeşitli ekonomi teorileri ileri sürülmüş ise de, bunlardan hiçbiri tekel ve tam rekabet piyasalarındaki fiyat teorileri gibi yaygın bir kabul görmemiştir. Bunda en önemli etken olixgopol piyasasında az sayıda firmanın yer alması sebebi ile, herbir teşebbüsün kararının diğerlerinin durumunu etkileyecek olmasıdır. Her bir firmaya göre en uygun yol, diğerlerinin zarar görmesine neden olacağı için, diğer firxmaların nasıl davranacağının sistematik bir şekilde incelenmesi bir kehanetten ileri gitmemiştir.Oligopol piyasasında genel bir fiyat teorisinin geliştirilebilmesi, firmaların davranış biçimlerinin sistematize edilmesine bağxlıdır. Dirsekli talep eğrisi görüşü ve özellikle oyun teorisi bu konudaki önemli aşamalardır.

Genel kanıya göre, oyun teorisinin uygulanmasında, ikiden fazla firmanın yer aldığı piyasalarda ortaya çıkan ihtimallerin çokluğunun olumsuz etkisi, ekoxnomist ve işletme bilimcilerinin akıllıca ve tecrübelere dayalı, gerçekçi varsaxyımları ile azaltılabilir. Oligopol piyasasında fiyatın oluşumuna ilişkin ileri süxrülmüş olan çeşitli görüşlerin, basitleştirilmiş modeller için mantıken tutarlı çözümler getirdiği inkâr edilemez. Ancak, bu basitleştirilmiş modellerin uyguxlanabilir bir oligopol teorisinin ortaya çıkması için yeterli olmadığı da açıktır. Uygulanabilir bir oligopol teorisinin yaratılabilmesi, hayat gerçeklerine yakın bir oligopol piyasa modelinin geliştirilebilmesine bağlıdır. Bugüne kadar da, bunu tam olarak gerçekleştiren bir teori ileri sürülmemiştir.

نوشته شده توسط اکبر زواری رضائی در 19:19 |  لینک ثابت   •